Diyetisyen Kimdir? Ne İş Yapar?

/// Ali ELTAN \\\

Diyetisyen, üniversitelerin Sağlık Bilimleri Fakültesi-Beslenme ve Diyetetik bölümünde beslenme ilkeleri, besin kimyası, yetişkin ve çocuk hastalıklarında beslenme gibi dersleri alıp, besinlerin vücuda olan etkilerini detaylı olarak öğrenerek mezun olan kişilere denir. Hastaneler, catering firmaları, spor kulüpleri diyetisyenlerin bulunduğu bazı kurumlardandır.

DİYETİSYEN = ZAYIFLAMA DEĞİLDİR !!

Peki diyetisyen ne iş yapar? Diyetisyen denildiğinde akla ilk gelen zayıflama olmasına rağmen zayıflama bu bölümün sadece çok az bir kısmını oluşturmaktadır. Diyetisyenler, sporcu beslenmesinde, diyabet, böbrek yetmezliği, hipertansiyon,kolesterol vb. birçok hastalıkların tedavisinde, ağız yoluyla besin tüketemeyen yoğun bakım hastalarının beslenmesinde(enteral-parenteral beslenme) kısaca beslenme ile ilgili her durumda yer almaktadır. Yukarıda bulanan herhangi bir sebeple gelen hastanın öncelikle kan değerleri kontrol edilir. Eğer kan değerlerinde yüksek veya düşük değer bulunmuyorsa vücudun ihtiyaç duyduğu kalori hesaplanarak gerekli beslenme tedavisi yazılıp hastaya verilir. Kan değerlerinde yüksek veya düşük değer bulunan hasta ise ilgili hekim kontrolünden geçtikten sonra hekim-diyetisyen iş birliğiyle tedaviye başlanır. Tedavi süresince sağlıklı beslenmeye alışan hasta bunu bir yaşam stili haline getirerek ömür boyu sağlıklı beslenmeye devam edecektir.

Yazımı okuyan değerli dostuma küçük bir not; eğer diyetisyen olup iki diyet sallar, oturduğum yerden para kazanırım mantığı ile beslenme ve diyetetik okuyacaksan ne kendi emeğine, ne hocalarımızın emeğine ve ne de bu mesleği gönülden isteyenlerin hakkına yazık etme! Ayrıca güzel dostum, sen de kendini düşün rahat edeceğim hayaliyle gelip hem hayal kırıklığı yaşayıp hem de mesleğimizin değerini düşürme! Çünkü sanıldığı kadar kolay değil! Bu mesleği gönülden isteyen tüm dostlarım merak ettiği soruları iletişim adreslerimden sorabilir.

Yazan: Ali ELTAN

Ali ELTAN’ın sosyal medya hesapları:

Kokuların Kabusu !! / Roll-on (rolon)

/// Alper MUTLU \\\

Günlük hayatımızda yüzlerce kelime kullanırız ve çoğumuz, bunların içinde anlamını bilmediğimiz birçok İngilizce kelimenin olduğunun farkında bile değiliz.

► Farkında olmadan bildiğiniz ama bildiğinizin farkında olmadığınız bir kelimeye hazır mısınız?
Spor esnasında sakatlıklar yaşanmaması adına ilk önce ısınma antrenmanları yapılır. Vücut ısısı belli bir noktaya gelene kadar da bu antrenmanlara uzunca bir süre devam edilebilir.

► Bu ısınma hareketlerinin uzun sürmesinden sıkılan ve terlemeyi hızlandırıp süreyi kısaltmayı hedefleyen İngiliz sporcular, İngilizceye bir kelime kazandırdılar.

►Hareketi kısıtlamadan terlemeyi arttıran bir spor kıyafeti kullanmaya başladılar:

► SWEAT:  Ter    / kelimeye ‘’-ER’’ eklenerek ‘’Terletici’’ anlamına gelen kelime türetilmiştir.
► SWEATER:  Gömlek üzerine giyilen kolsuz kazak

► Normalde renksiz ve kokusuz olan ter, yediklerimize ve başka etkenlere göre kötü kokabilir.
Bunu önlemek adına insanlar bir dönem parmakla sürülen deodorant kremler kullandılar. 1952’de ise ele bulaşan bu kremlerin yerine  HelenBarnett koltukaltlarımıza bir top yuvarladı.

► ROLL:  Yuvarlamak, Yuvarlanmak

► Cam deodorant şişesinin ucundaki top,  yuvarlanarak hareket ettiği için mucidi bu icada ‘’ROLL-ON’’ adını verdi.

► Bu minik top tenimizde yuvarlanır ve güzel kokular yayar ; biz de caddelerde ‘’STROLL’’ yapmaya hazır hale geliriz.

► STROLL:  Gezmek, Gezinmek

► ‘’St’’  İngilizcede ‘’sokak,cadde’’ kelimesinin kısaltmasıdır. Bu kısaltmayı ‘’roll’’ ün önüne getirerek yeni bir kelime türetmişlerdir.

► AFTER YOU ROLL SOME SWEET ON YOUR ARMPIT, YOU CAN STROLL IN THE STREETS.

► Güzel kokular süründükten sonra, sokaklarda gezebilirsin.

Yazan: Alper MUTLU

Alper MUTLU’nun sosyal medya hesapları:

KÜÇÜK BİR HESAPLAŞMA YAPALIM MI….

/// Mehmet Şirin ERMİŞ \\\

İnsanlar nalıncı keseri gibi kendilerine yontarlar

Bir an düşünüp ben ne yapıyorum demez insan..

Biraz da kendimden yontayım demez mesela…

Bu biraz bencillikle alakalıdır herhalde….

Hep ben,sadece ben,bir tek ben…

Benim dışımda hiç kimse yok anlayışının sonucudur sanırım..

Kendisi yontulmamış bir insanın adalet duygusu gelişmez,

Adalet duygusu gelişmemiş bir insanın da insanlığa karşı vazifelerini yerine getirmesi mümkün değildir.

Vermeyi bilmeyen bir insanın alma hakkı da olmasa gerek,
Çünkü almak ya da vermek dönütünde  esas olan biri değildir unsarlardan,
Biri diğerini tamamlamaktadır .

Birinin eksikliği diğerini de anlamsızlaştırır…

Hayatın bir girdi-çıktı ikilemi üzerine kurulduğu düşünüldüğünde, aslında insanın bu manada ne kadar tek taraflı ve kısır yaşadığının ortaya çıktığını görmesi açısından son derece önemli bir emsal olacağının göstergesi olacaktır.

Yazan: Mehmet Şirin ERMİŞ

Mehmet Şirin ERMİŞ’in sosyal medya hesapları:

SEVİYORUM İŞTE SENİ

/// Birsen EKER ///

Seviyorum işte seni
Boynu bükük papatya gibi
Rüzgarda sallanacak kadar
Seviyorum işte seni…
Karanlık gecemin yıldızı
Umutsuz dünyamın gün ışığı
Beyhude ömrümün en derin neşesi
Seviyorum işte seni…
Bütün gece gökyüzünü seyrettim
Senle yaşadığım o mutlu günlerimi onlara anlattım
Gökyüzü dahi bu sersem halime acıdı
Bütün gece ağladı durdu
Anlatsam derdim dinler misin?
Bu boynu bükük papatyayı
Biraz olsun severmisin?
Seni bilmiyorum ama
Ben kendi kendime
Şarkı söyleyip duruyorum
Napayım, seviyorum işte seni…

Yazan: Birsen EKER

Birsen EKER’in sosyal medya hesapları: